Sayfalar

Cumartesi

Köpek | Balık


Sen köpek gibi seversin, o balık gibi unutur... Sorun hangisidir acaba? Her ikiside mi, yoksa bir sorun yokmudur ortada.. Ya sevmeyi bilmiyorum ya da sevilmeyecek bir şeye aşık oluyorum.. Acaba hakettiğim için mi yaşıyorum bunu... Bunun cevabını bilmiyorum. Bunları öğrenmek için neden harap olmak zorunda insan, neden diğerleri bunları yaşatıyor kendilerine bu kadar değer veren insanlara.. Adil midir bu? Vicdanları gerçektende rahat ediyorsa bunların.. nasıl bir ahlak anlayışı vardır ? Yaşattıklarını anlamaları için aynılarını yaşamak zorundamıdır.. Mantık mı bu yani daha iyisini bulunca terket! Mantığın senin olsun.. Birgün aynı yağmur ıslatır senide.. ve belki o zaman o yağmur sel olur.. kapılınca düşünürler ve o an hem yağmurda hem de düşüncelerinde boğulurlar.. Ama doğru boğulmazlar yine... Balık gibi unutabilen o sularda yüzmesini de iyi bilir, dolayısıyla unutasa da yüzebilir.

Dünyanın geri kalanını uyuşturma sanatı



Yaklaşık 7 milyar insan var. Ben sadece bunlardan biriyim. Sen de öylesin. Farkında mısın peki? Dünyanın umrunda bile değiliz. Çünkü farkında olmamız gereken düşüncelerden yoksunuz. Yoksun bırakılıyoruz. Simetrik bir şekilde güdülüyoruz. O 7 milyar insanın içinden çıkan birkaç milyon insan '' dünyanın geri kalanını'' düzenli bir şekilde uyuşturuyor. Mental zincirlere bağlanıyoruz. O küçük zümrenin geri kalan insanları kontrol altında tutmak için geliştirdiği bir çok yol var. Bazen bunu düşündüğüm zaman işin içinden çıkmakta zorlanıyorum. ''Onlar'' bunu nasıl başarıyor. Aslında bana fantastik gelen, ama bir o kadar da normal bir sonuca çıkıyorum sonrasında. Acaba bir araya gelip, '' dünyanın geri kalanı '' için yeni alışkanlıklar mı oluşturalım, yeni trendler, yeni afyonlar mı bulalım diye beyin fırtınaları mı yapıyorlar. Buna inanmak istemiyorum. Peki ama öyle değilse ne? İşte takıldığım nokta bu. Evet geliyorum mental olarak nasıl uyuşturulduğumuza. Hiç de karmaşık değil aslında.

T.V.

İnternet bizi kollarına alana kadar, düzeni enjekte etmek için daha iyi bir araç yapılamazdı herhalde. Evet senden başlayalım. Hergün kaç saat T.V izliyorsun? Ben söyleyeyim. Normal bir insansan eğer bu en az 2-3 saattir. Tabi bu iyimser tahminimle. Yani 2-3 saat boyunca beynin senin değil. Sana gösterilen şeyleri için T.V' ye ödünç verdin beynini o saatlerde çünkü. Hayır deme sakın bana! Kaç kere T.V başında dünyayı kurtardın? Neye çözüm ürettin? Ne hakkında düşündün T.V izlerken düşünmek zorunda bırakıldıklarından başka? Hiçbir şey! İşte hiçbir şey düşünememiz sistemin doğru işlediğinin en büyük kanıtlarından biri. T.V bir iletişim aracı olmaktan yıllar önce çıktı bile. O şuan sen boş vakitlerinde daha az düşün diye evininin en güzel yerini süslüyor. Napalım izlemeyelim mi televizyonu dediğini duyar gibi oldum. İzle tabi. Hatta bu yazının bu satırlarına kadar gelme zahmetinde bulunduysan ve hala T.V izlemek istiyorsan hemen sağ üstteki çarpıdan sekmeyi kapatıp, kara kutunun başına dönebilirsin. Ve uykuna kaldığın yerden devam edebilirsin. Arada hoş rüyaları elbette göreceksin. Bu küçük çocuklara arada verilen ödüller gibidir. Henüz sorgulamadıklarından ödül onlara yeter de artar bile.

İnternet

T.V.' nin tahtını aldı diyebiliriz artık. Ama şimdilik sadece genç kuşak için etkili. Eski jenerasyon hala '' kara kutu'' ile etkisiz hale getirilebiliyor. Bu götümüzden anladığımız garip teknoloji ile bize onlarca oyalamaca tahsis ediliyor. En basit örnekle , şuan tarayıcınızın bir sekmesinde büyük ihtimalle açık olan Facebook bunlardan en profesyonel olanı bence. Kendisi amaçlı olarak düzene enjekte edilmiş modern bir afyondur. Tabi bu kendi kontrolünü kaybeden insanlar için yapılmış bir tanımdı. Sadece Facebook' mu. Ya diğerlerine ne demeli. Saatlerce Youtube'dan video izleyip, Facebook' da legal dikiz yapmak, Msn' de oturduğumuz yerden geyik yapmak olmuş hayatımız. Farkında mısınız? Bilgisayarın başındayken şunu sorun kendinize. Kesinlikle deneyin. '' Benim şuan bilgisayarın başında ne işim var? '' diye sorun. Büyük ihtimalle bu soruya genelde'' evet lan benim şuan işim yok, ama hala oturuyorum her nedense hala bu meretin başında '' diye cevap verecek çoğu aklı başında ya da aslında başında olmayan insan. Tüm bunlara rağmen hala o bilgisayarın başındaysan işte sen '' dünyanın geri kalanı'' oluyorsun. Ve bir hamle yapmassan hep o tırnak içinde kalacaksın. Bu veya bunun gibi araçlar, bireylerin düşüncelerini mental kıskaçlarla bir oraya bir buraya çekip, şekillendirilmiş zihin yapısı ile eleştiriden yoksun bırakarak bahsettiğim farkındalıkları kazanmasını engelleniyor.

Mobilize edilmiş hayat

Bir bu eksikti diyorum şimdilerde. Sözde telefon bir iletişim aracıydı. Şuan kısmen öyle sayılabilir tabi. T.V.' den ve PC' den uzak olduğun anlarda '' Al evlat bunla oyalan, bu senin mobil hayatında oyalanman için en güzel oyuncağın.'' diyor düzen. Yeni teknolojilerle bu '' onların '' işini çok kolaylaştırdı.


Ben burada birkaç temel problemden bahsettim. Düşündüğümüz zaman bu örnekleri çoğalatbiliriz. Eğer biraz daha düşünürsek bu sorunlara çare bile bulabiliriz.

Ha birde şu açıdan bakın durumu belki daha iyi açıklar. '' Dünyanın geri kalanı'nı' uyuşturan o birkaç milyon insan sizce hergün Youtube'dan kaç video izliyor? Facebook hesapları var mıdır? Varsa diğer arkadaşlarını ne kadar merak ediyordur? Haftaiçi hangi gün hangi diziyi izleyeceği onlar için ne kadar önemlidir? Ben bunları düşününce güldüm ilk anda. Çünkü cevap zor değil o kadarda. ''Onlar'' biz hergün önümüze koyulanları kullanalım, bunlarla oyalanalım diye devamlı düşünüp '' dünyanın geri kalanına'' yeni meşgaleler üretiyorlar. Düşüneceğimiz onca zamanı bizden, bizim iznimizle alıyorlar. Sorun tam da burada zaten. İzin vermeyin daha fazla. Kontrolü ele alın.



Çarşamba

Benim küçük beyaz İncim...


Hatırlamıyorum tam olarak... Sanırım, sanırım düşüyordum. İrtifa kaybediyordum hızla, yere çarpmaktan korkmuyordum ki pilotta, hosteste, yolcuda, yerde bendim nihayetinde. Kendi içimdeydim. Kendi boşluğumda, kendime hizmet edip, kendimi gezdiriyordum son zamanlara kadar... Taa ki düşüncelerimi kemerlere bağlayıp, kendimi boşluğa bırakana kadar... Bunu sağlayan O küçük beyaz inciyi, fezadan farkedene kadar... Gözlerim iyidir. Beyazı halen net olarak görebiliyorum. O berakklığı farkedebiliyorum. Güveniyorum. İstiyorum daha önce olmadığı kadar. Sımsıkı sarılmak istiyorum şimdi ve bir avuç mutluluğumu savurmak istiyorum tek tanemin üzerine... Umutlarımı çıkardım cebimden artık ellerimde, tutki ellerimden umutlan sende.

Pazar

Modern jenerasyonun kolpa yüzü


Nerde o eski dostluklar, nerde o eski aşklar diyesim geliyor hep. Sonra dur diyorum ya sen kaç yaşındasın lan, hangi eskiden bahsediyorsun kendine gel diyor, susturuyorum bilinçaltımdan gelen çığlıkları. Bilinçaltım S.O.S veriyor galiba. Kendi çevrem için değil bu yardım talebi. Aslında benden sonra yetişen nesil, o şanssız nesil için bu. 90' lar tabiki. Bu kadar ilgisiz, duygusuz, hayatı boşlayan bir nesil görmedim ben. Nasıl becerebiliyorlar, nasıl bu durumun içine düştüler garip. Aslında nedenlerini farkedebiliyorum az da olsa ki bu yazıyı da bunun için yazıyorum zaten. 87' liyim ben 90 ve sonrası ile aramızda 3 yıl olmasına rağmen o 3 yıl 30 yıllık fark yaratmış gibi. O 3 yıl o kadar farkediyorki içinde olduğum için biliyorum, benim yaş grubumun büyük oranda 90 ve sonrası neslinin içine düştüğü duruma düşmemesinin tek nedenidir bence. Ben internetle 2004 yılında tanıştım tabi o zamanlar Adsl daha çok yeni. 56/k fax modemle bağlanıyoruz internete öyle, Facebooklar, Msnler, vs ağlarda yok. Sosyallik adına çok şey mevcut değil. Olsa bile ülkemizde popüler değildi. Ne olduysa o ağların yayılmasıyla başlayan asimetrik sosyallemeşme hareketleriyle başladı. Ayrıca bu internetin her eve girmesi, 90 ve sonrası neslin tamda kişiliklerinin temellerini attığı 13-15 yaşlarına denk geldi. Yani interneti getirdiği '' nimetler '' o kadar fazlaydı ki her şey kolay elde edilebilir, istenilmediğinde ise '' salla gitsin '' denebilir hale geldi. Garip bir nesil oldu bu internet ile büyüyen ve gelişen nesil. İnternet sosyallik adına birçok şans sunarken, asosyallik adına aslında görünmeyen bir çok davranışta kattı gençliğimize..Saçları bi ayrı, gözleri bi ayrı, giyinişleri bi ayrı oldu, değişen sadece beyinleri değil yani. Her şeyi sanal bir nesil galiba bu, dostlukları sevgileri, görünüşleri, aşkları... bizde o yaşlardaydık , aynı dönemleri geçirdik ama bu nesil sıyırmış. Merak ediyorum sonu nereye varacak..

FARKEDENLER

etiket oldular

90's (1) Ahi evran üniversitesindeki garip buluş (1) alakasız etiket de yazma ya (1) Alev Dedegil (1) Anal dönem (1) anime pornla yetişen nesilden ne beklersin (1) arazekalılar (1) Aynı adlı kitap (1) ben bu deneyin mümkün olma ihtimalini sevdim (1) ben burada kendimden bahsettim (5) böyle nimet olmaz olsun (1) böyle yetenek mi olur amk. (1) Burger King (1) Cemali (1) Ceza (1) Çanakkale (1) çocuk eğitimi (1) çok ergenli bir yazı oldu ergenekondan aranmam umarım (1) Demokrasi-Teokrasi gidişatı (1) Deniz Baykal (1) Deniz Gezmiş (1) doğum günü (1) Dostluk (1) Dumansız hava sahası (1) Duş (1) duygu-mantık (1) duygulandımda duruldum (1) duyun sesimi lan (1) Efes'i zengin eden rektör (1) Eğitim (2) Emre Aydın (1) Ergenlik (1) erotik blog (2) esaret (1) eski sevgili (4) Eşitsizlik (1) eti puf (1) facebook (3) fahişe (1) Filistin (1) Flash tv (1) Gasilhane (1) Gay'em sizi incitmek değil (1) Gazze (1) gençlik (1) Greenpeace (1) Guthrie (1) hayat (1) herkesin tuttuğu kendine (1) hindistan (1) Hitler (1) İddaa (1) İnci (1) insan (1) İnsanlık (1) internet (1) İsmet İnönü (1) İsrail (1) İsrail'deki orman yangınına sevinen idiot (1) İstanbul (1) İzmir (2) Japonlara sesleniş (1) Kaddafi (1) kadın (1) Kalorifer Böceği (1) Kamal Kılıçdaroğlu gömlek bunalımı (1) Kanuni'yle konuştum dizinin gideri var dedi. (1) Kaset (1) kaybolmayan kanka istiyorum (1) Kıbrıs Şehitleri Caddesi (1) Kısa Sarkozy (1) korsan cd illegal download korsan kitap (1) korsan mp3 (1) kpss (3) kpss 2010 eğitim bilimleri (1) Kpss 2010 kopya skandalı (2) Lady Gaga (1) Libya Savaşı (1) markabeyinli olmak (1) Mehmet Pakdemirli (1) Mısır İsyanı (1) Mikrozeka (1) nasıl akademisyensiniz amk. (1) ne bitmez okulmuş amk. (1) neyleyim beni temsil edemeyen müşteri hizmetlerini (1) Nietzsche (1) Nutella hakkında da yazdım ya daha ne yazayım (1) Nükleer Enerji (1) oldu bittiye getirdim (1) Öğrenci evi (1) Öğretmenlik (1) Ölsünler bize mi ölüyorlar sanki diyen devlet (1) Ölüm sezonları (1) ÖSYM (1) Papi dansı (1) Pavlov (1) Pislik (1) Playstation (1) Profösör (1) pucca gibi nasıl yazılır (2) reklamverenler (2) Robot Dance (1) sana değil kardeşine (1) Schopenhauer (1) seyirciye oynadım (1) sıcak çok sıcak (1) sınavlar (1) Sigmund Freud (1) siktiri boktan modernite (3) Snorlax (1) Sosyallik (1) Su sorunu (1) şimdi bana kaybolan anahtarımı verseler (1) Tatminatör (1) Tayyip Erdoğan (1) Tecavüz yasası (1) Teknosa (1) Terör (1) Time out (1) tüketiciyi nasıl öpsek (1) Türkiye' de entellektüel anlayış (2) Twitter (2) UGG (2) Usb nargile (1) Vahit amk senin lan. (1) Yalan (1) yalancının mimi (1) Yavşak Erkekler (1) Yemekteyiz gay sorunsalı (1) yeni nesil (1) Yılmaz Özdil (1) yorrrumm gibi yorum. (1) Zeka (1)

counter map